SEVDİM…!

Alem Avrupa-i rüya görürken,
Ben sırtımı dönüp Turanı sevdim…!
Kızıl elmaya doğru sevda güderken,
Adriyatikten cin seddine dayanan vatanı sevdim…!

Bir de kızıl sevda yanar bağrımda,
Parça parça etti kırklı çağımda,
Yeşermese bile gönül dağım da,
Yaprağımı dökse de hazanı sevdim…!

Bazen çile,bazen elem,bazen dert,
Bazen de talihim olmuştur namert,
Dedim vardır elbet bunda da bir hikmet,
Halden hale koyup yazanı sevdim…!

Garibanın hem hal oldum haliyle,
Gıyabında değil direk kendiyle,
Bağlasalar kement ile kendirle,
Haksız babam olsa dahi isyanı sevdim…!

YORGUNLUK ŞİİRLERİM… 3

Bu kahrolası yorgunluk üşenmiyor da beni alıp alıp götürüyor taaa nerelere…!

On beşinde ki saflığıma,yirmi de ki kural tanımazlığıma, otuzun da pespaye insanlara heba ettiğim günlere, kırkında nedametlerimin saçıma kar yağdırdığı senelere…

Bin pişmanlığın tam ortasına bırakıyor beni, yapayalnız tek başıma, çaresiz ismimi yazıyorum pişmanlıklarımın altına büyük harflerle…
Sahi benim ne işim var şimdi bu olunmaz hallerde?

Oysa ki; ölü yürekler cana gelirdi şiirlerim le,
Şimdi zihnim de yorgun, kalemim de…

Belki de yorgunluğumla kar yağmayan bu beldede yeni bir bahar gelir ümidiyle, kardelenlerin açışını bekleyeceğiz…

Hokkımızdaki Misk-i amber kokulu mürekkebimiz kurumasa, yine yeniden hayallerimizi süsleyen periye en bakir cümlelerle şiirler yazacağız…

Yine sevdiklerimizi Huma kuşu yapıp en yükseklere çıkaracağız,
Meleklere eş edip, aminlere karışıp göklerde buluşacağız.

Belki….

Belki de olunmaz bu halimizle bu hüzün diyarında kalacağız ebeden,
Belki de hep hüzün şiiri yazıp, hüzün şairi olacağız bundan sonra.
Ve bi haber olacağız dünyalık zevkten,neşeden ve sevgiden…!

Sahi benim ne işim var şimdi bu olunmaz hallerde…?

Belli ki yine arızaya düştüm herhalde…!!!

Hüseyin KARACA 21.12.2019

Atilla AĞRILI’nın Gönül penceresinden Erzurum… Eminim Erzurum’u hiç böyle okumadınız.

“ERZURUM” BUNDAN DAHA BÜYÜK AD VARMI?

Erzurum adı; Sıladır, kordur, ulu dağlardır. Aziziye, Palandöken, Top dağı, Allahuekberdir.

Dedem şehit, doksan üç harbi, on iki Mart, hürriyet, cumhuriyettir. Ölüp ölüp dirilmek, vatan toprağını kanla sulamak, düşmana mezar demektir.

Şehitler yatağı, mücahitler otağı, gazilerin bulunduğu kahramanlar demektir.

Yiğitlerin harmanı, bahadırların kalesi, koç yiğitlerin meydanı, cengâverlerin cennet makamıdır. Kafkas yanın yolu, Fırat’ın coşkunluğu, Murat’ın kaynağı… Geçmiş ölümlerin, kıyımların, yıkımların, açlık ve sefaletin acısıdır.

Erzurum; Şerefli şanlı zafer günü, tarihin dünüdür. Esaret zincirlerinin kırıldığı, Cumhuriyetin kurulduğu bugündür. Görmeden, yaşamadan, tanımadan kabul edilendir.

Tarihi dokunun, haz ve onurun, Dadaşın, Barın, şiirin ve şairin kendisidir.

Çetin savaşların, unutulmaz destanların, çift başlı kartalların, bir garip sevdaların yaşadığıdır.

Manilerin, türkülerin, ağıtların, çarşı pazarların… Hayat felsefeleri’ inin, maddi ve manevi temizliğin berraklığıdır.

Beyazın, güzelin ve masumun saflığıdır. Sevgidir, duygudur. Edepli, erkânlı insandır. Feleği hicveylemiş Nef’i nin, ah çekip yollara düşen Emrah’ın… Dertli Keremin, Hâk diyen Sümmâni’nin özüdür.

Gönüllerin sesi, ilham aldığımız baş yastık, duygularımızın oluştuğu ailedir. Geleneklere bağlılığın, ehl-i imanın, hayâ duymanın, edepli olmanın, hayrın ve bereketin adıdır. Gönüllerde yer edenlerin, Fukara gönülleri gülşen edenlerin, pirlere hürmet edenlerin, dua almaya gayret edenlerin, Mevla’ya emanet edenlerin dergâhıdır.

Ayağa giyilen Cıstiğin, Zığvanın, Yelek üstü Gazekinin, hartı denen palto’nun… Keyifli günlerin, doyulmaz zevklerin, hayallerin bir başka bahara kaldığıdır.

Palandökende ki Zambağın, Eğerlide ki Kardelenin, Top dağında ki Çiğdemin, Öpüp yüzümüzü sürdüğümüz topraktır. Kol kola, omuz omuza Hoş bileziğin, Tamzaranın, Baş barın, Bar başının, Poççik’in… Hıngelin, Çortutunun, haşılın, hasıtanın, cılbıranın, herlenin, sironun, gavutun, çırtmanın, löbyenin, tıs üvezin tadıdır.

Terbiye ve eğitimin, sevginin ve saygının, yoksulun, düşkünün… Yetimin, kimsesizin, korunup kollanmanın yoludur. Zurna’nın inceden ince içimize döküldüğü, Davul’un bize güç verdiği, Teyyy diye atılan nağranın sesidir.

Çay’ın tutku olduğu, tazelendikçe ömrün uzadığı, kıtlama şekerin dil üstünde tutulduğu, semaverlerin dizildiği, özlemlerin duyulduğudur. Ana yurdudur. Baba yurdudur.

Türli tevir şeylerin olduğu, bizim olan her şeyimizin sessizce, fütursuzca, işgüzarca, kaybolduğu… Eski mahallelerin şimdilerde arandığı memlekettir. Erzurum adının büyüklüğünü unutanların, şahsi ikbal peşinde koşanların… Erzurum isminin, siyaset üstü olduğunu anlamayanların yok olduğu şehirdir.

Erzurum adı büyüktür. Bundan daha güzeli yoktur.

Teşekkürler kıymetli hocam Atilla AĞRILI

KIZIL SEVDA…

Sen olmasaydın yoluna baş koyduğum ey Kızıl sevdam.!

Güller solar,diller terennüm edemez yürektekileri.!

Manasızlaşır alem fulu olurdu tüm renkler.!

Ne Cenneti anımsatır yeşil.!Ne kırmızı cehennem alevini.!

Ne kırmızı aşkı sevdayı.!Ne yeşil hatırlatır baharı.!

Ne mavi sonsuzluğu ifade eder.!Ne siyah matemi.!

Sensizlikmi? sorma gitsin,çok ağır vaka.

Sonra nefes almaların beş kuruş etmez yüktür can sağlığı.!

Kıymetsizleşir zaman akrep yelkovan gelir cellat gibi üzerine.!

Ya kaleme hasret kağıt,ya kağıda hasret kalem olursun.!

Yazmak için cihanlara sığdıramadın sevdanı iki satıra.!

Yazmak istersin istersinki bu asil sevda, bu kahpe cağa kalsın hatıra.

Ve yoluna baş koyduğum ey büyük sevdam..!

En büyük devletim sen bin cihana değişmem.

Sensiz gülüp oynamayı senli gama değişmem.!

SEN BENİMLE KAL…

Giden varsın gitsin; Ey kutsal acı,
Yapış dört yanımdan, sen benimle kal…!
Gülüşlerim sahte, sensin sahici,
Sakın düşme canımdan, sen benimle kal…!

Gitme hiç bir zaman can yaksan da, can,
Elbet bir gün terse döner bu namert zaman,
Mertlik destanını yazan, şanlı kahraman,
Otur baş köşeye, sen benimle kal…!

Çare bulunur mu bu kadar derde.?
Kaybolan umudum kim bilir nerde.?
Herkesin bırakıp gittiği yerde,
Virane köşküm de sen benimle kal…!

Sevdanın karanlık yokuşlarında,
Günahının davetkar bakışlarında,
Halen bir çocuğum on beş yaşında,
Beni benle bırakma, sen benimle kal…!

Biz bize dertleşelim kimse olmasın,
Gizlide saklıda bir şey kalmasın,
Yaradanla yaren olduk bakarsın,
Allâh’ını seversen, sen benimle kal..!

YİĞİT DADAŞLAR…

Yiğitler harman oldu Palandöken başında,
Harman olan yiğitler on üç,on dört yaşında,
Başlar dik vakarlı vatanın telaşında,
Çatık kaşlı yiğitler ,şahin bakışlı erler,
Bize dünden bugüne yiğit Dadaş’ar derler..!!!

Bıyıklar terlemeden düştük Vatan aşkına,
Pervasız düşmanları çevirdik biz şaşkına,
O yaşta kurban olduk toprağına taşına,
Çatık kaşlı yiğitler,şahin bakışlı erler,
Bize kalu-beladan Yiğit Dadaşlar derler.!!

Kadınımız kızımız gelinimiz gencimiz,
Unutmadık maziyi tap tazedir hıncımız,
Biz varırsak cepheye amansızdır cengimiz,
Çatık kaşlı yiğitler,şahin bakışlı erler,
Bize iki cihanda yiğit Dadaşlar derler…!

Doğu cephesinde dökülen kan şahittir,
Doğunun müdafaası bizzat bize aittir,
Bu şiirim zapturapt yeniden taahhüttür,
Çatık kaşlı yiğitler,şahin bakışlı erler,
Bize yedi düvelde yiğit dadaşlar derler…!

12 MART 2013 Hüseyin KARACA Erzurum

NE VERDİN BANA…?

  • Uzaktan seyrettim, yıllar var ki, uzaktan,
  • Hasretinden başaka ne verdin bana.?
  • İçimi kemirip, gamı çoğaltan,
  • Gurbetinden başka ne verdin bana..?
  • Vuslatını bekledim divane gibi,
  • Terk edildim bir köşeye virane gibi,
  • Paramparça olmuş bir sine gibi,
  • Boynu bükük halden başaka ne verdin bana..?
  • Hep asilce geldim gönül yurduna,
  • Güller yetiştirdim senin uğruna,
  • Talihim namertlik etti sonunda,
  • Bir dikenli yoldan başka ne verdin bana..?
  • Kutsal saydım sana dair her şeyi,
  • Hüzne feda ettim bin bir neşeyi,
  • Aleme yetiştirdin mor menekşeyi,
  • Dalı kırık gülden başaka ne verdin bana..?

ADAMIMIM…

İster tipi olsun, isterse boran,
İnandığım sevdayla yanan adamım.!
İster ahvalimi sormasın olan,
Ben, kendi yaramı kendim saran adamım..!

Kimler geldi kimler geçti bu handan,
Kuruldular baş köşeye sormadan,
Ekmediler, hep biçtiler fazladan,
Gönül köşkü bitek, devran adamım…!

Talihimiz talihsiz di, talihsiz,
Her yanı keşmekeş, her an çaresiz,
Koştuğu duygusuz, gittiği hissiz,
Hayalleri harami görmüş, hüsran adamın…!

Yüreğinden tutmalı, yar dediğin yar,
Yıkılan her ümid’e olmalı mimar,
Dünya var oldukça olsun payidar,
İkrarını bozmayan kula hayran adamım…!