GÜZEL OLSUN

GÜZEL OLSUN!
Öyle özen göster ki toprağa taşa,
Bahçene diktiğin gül güzel olsun!
Üç günde yaşarsan erkekçe yaşa,
İçine düştüğün hâl güzel olsun!

Sevgide, saygıda, törede, dinde,
Namertlikte, mertlikte senin elinde,
Derya gibi akan insan selinde,
Üzerinde gittiğin yol güzel olsun!

Ölüm haktır, tatatacak bütün mahlukat,
Geçip gideceğiz bir gün muhakkak,
Bir defalık gidiş yiğitçe olmalı mutlak,
Uğruna öldüğün kul güzel olsun!

Zülmetme düşküne, üzme garibi,
Henüz dil yarasının yoktur tabibi,
Unutma onlarında var bir sahibi,
Akrep ten ödünç alma, dil güzel olsun!

Sevgi topla dağdan,taştan, bayırdan,
Baharda bağlardan, yazın çayırdan,
Her halinden razı olsun yaradan,
Uçup tünediğin dal güzel olsun..

Bağrına bas kokla sev sevdiğini,
Yüreğinde sakla özlediğini,
Münafık’a hayduda verme elini,
Uzanıp tutuğun el güzel olsun!

20 09 2023
Hüseyin Karaca

GÖZLERİN

Bi “GÖZ” şiiride benden olsun…

Nasıl anlatılır, nasıl söylenir?
Ruhumu Turan’a bağlayan nehir gözlerin!
Fatih’in rüyası İstanbul denir,
Dünyanın başkenti şehir gözlerin!

O gözler ki beni bende ben eder,
Gündüzleri şems olur, geceler kamer,
Ne elem bırakır, ne de gam keder,
Yürekten tutmakta mahir gözlerin.

Gözlerinde on asırlık özlem var,
Bakışında bin bir çeşit gizem var,
Göz pınarında ab-ı hayat,zemzem var,
Batıni değil batıni, zahir gözlerin.

08-06-2022 Hüseyin Karaca

GÜLDÜK İŞTE

Güldük işte…

Ne bileyim, belki yanlışlıktan, belki kalabalıklar içerisinde yanlızlıktan, güldük işte…

Belkide acıların gözlerimize vermiş olduğu yanlış komutlardan, ağlanacak bunca şey varken ağlanacak halimize, güldük işte…

Hani en can sıkıcı anlarda güleriz ya; kahrımızdan, belkide öyle bir cenderede, güldük işte…

Belkide o an gözlerimize cigara dumanı kaçmamıştı, ekmek arası kuru soğan çekmemişti canımız, güldük işte…

Belkide gülümsedik bütün olumsuzluklara, düşman çatlatırcasına, içimiz kan ağlarcasına, güldük işte….

Belkide biz hep güldük, siz hep dikenlerimizi gördünüz. Belkide bakıp göremeyen halinize, güldük işte…

12-02-2022 Hüseyin KARACA

YAPMAYIN…

Madem can vermeyi bilmiyorsunuz,

Şeytan olup dost taklidi yapmayın.

Kurdu hor görüp köpeklerle dolaşıyorsunuz,

Çakal gibi post taklidi yapmayın.

Her kemiğin peşinden ağıtlar yakıp,

Yola çıktığını yolda bırakıp,

Manayı unutup maddeye tapıp,

Zifiri karanlıkta kurt taklidi yapmayın.

Adım adım hedefe yürüyor gibi,

Hedefi on ikiden vuruyor gibi,

Verdiği her sözde duruyor gibi,

Namert olup mert taklidi yapmayın.

Kalabalıkta cengaver yalnızken kedi,

Yiğitlik konuysa vermez kredi,

Zannedersin kılıç arslandır kendi,

Yumuşak olupta sert taklidi yapmayın.

Sevginizde riya varsa sevmeyin,

Yakmıyorsa yakmıyorsa sevdim demeyin,

Katili olmayın papatyanın çiçeğin,

Fahişe gibi aşk taklidi yapmayın.

BİR MELEĞİN ARDINDAN

Her sabah her akşam büyük özlemle,
Halim hatırımı soranım gitti.
Küçük olsa dahi büyük önemle,
Sinemdeki yaramı saranım gitti.
 
Sesi dahi bin derdime devamdı,
Yüreğimde hiç bitmeyen sevdamdı,
Gök kübbede hoş bir sedası kaldı,
Ardımda dağ gibi duranım gitti.
 
Gizlesem de bilirdi her bir derdimi,
Ben bile bilmezdim öyle kendimi,
Öyle içten yakarırdı öyle samimi,
Duâ ile dertlerimi on ikiden vuranım gitti.
 
Bir çocuk misali naz ederdim naz,
Ne bir serzeniş duydum nede itiraz,
On gün oldu on gün büyüdüm biraz,
Dört bir yanı mağrur devranım gitti.
 
Sabrı derya deniz umman dı umman,
Hoş görüsü zannedersin asuman,
Yollarıma sis çökünce olurdu hep tercüman,
Hamim, canım, anam sultanım gitti.
 
1 Eylül 2020 Hüseyin KARACA

SEVDİM…!

Alem Avrupa-i rüya görürken,
Ben sırtımı dönüp Turanı sevdim…!
Kızıl elmaya doğru sevda güderken,
Adriyatikten cin seddine dayanan vatanı sevdim…!

Bir de kızıl sevda yanar bağrımda,
Parça parça etti kırklı çağımda,
Yeşermese bile gönül dağım da,
Yaprağımı dökse de hazanı sevdim…!

Bazen çile,bazen elem,bazen dert,
Bazen de talihim olmuştur namert,
Dedim vardır elbet bunda da bir hikmet,
Halden hale koyup yazanı sevdim…!

Garibanın hem hal oldum haliyle,
Gıyabında değil direk kendiyle,
Bağlasalar kement ile kendirle,
Haksız babam olsa dahi isyanı sevdim…!

GİZLİYİM…

Beni aramayın günahlarım, düşün peşimden,
Yersiz yurtsuz bin pişman da gizliyim…!
Düşün hayalimden, düşün düşüm den,
El-Hak El-Hak diyen bir vicdan da gizliyim…!

Damla idim sel ettiniz, sel beni,
Gülistana el ettiniz, siz beni,
Görse şimdi tanıyamaz gül beni,
Dibi görünmeyen bir ummanda gizliyim…!

Kainat uykuya daldığı anda,
Farklı mekanlarda,farklı zamanda,
Elif adlı bir sevdanın uğrunda,
Vav’a aday bir devranda gizliyim…!

26/12/2019 Hüseyin KARACA

YORGUNLUK ŞİİRLERİM… 3

Bu kahrolası yorgunluk üşenmiyor da beni alıp alıp götürüyor taaa nerelere…!

On beşinde ki saflığıma,yirmi de ki kural tanımazlığıma, otuzun da pespaye insanlara heba ettiğim günlere, kırkında nedametlerimin saçıma kar yağdırdığı senelere…

Bin pişmanlığın tam ortasına bırakıyor beni, yapayalnız tek başıma, çaresiz ismimi yazıyorum pişmanlıklarımın altına büyük harflerle…
Sahi benim ne işim var şimdi bu olunmaz hallerde?

Oysa ki; ölü yürekler cana gelirdi şiirlerim le,
Şimdi zihnim de yorgun, kalemim de…

Belki de yorgunluğumla kar yağmayan bu beldede yeni bir bahar gelir ümidiyle, kardelenlerin açışını bekleyeceğiz…

Hokkımızdaki Misk-i amber kokulu mürekkebimiz kurumasa, yine yeniden hayallerimizi süsleyen periye en bakir cümlelerle şiirler yazacağız…

Yine sevdiklerimizi Huma kuşu yapıp en yükseklere çıkaracağız,
Meleklere eş edip, aminlere karışıp göklerde buluşacağız.

Belki….

Belki de olunmaz bu halimizle bu hüzün diyarında kalacağız ebeden,
Belki de hep hüzün şiiri yazıp, hüzün şairi olacağız bundan sonra.
Ve bi haber olacağız dünyalık zevkten,neşeden ve sevgiden…!

Sahi benim ne işim var şimdi bu olunmaz hallerde…?

Belli ki yine arızaya düştüm herhalde…!!!

Hüseyin KARACA 21.12.2019

Atilla AĞRILI’nın Gönül penceresinden Erzurum… Eminim Erzurum’u hiç böyle okumadınız.

“ERZURUM” BUNDAN DAHA BÜYÜK AD VARMI?

Erzurum adı; Sıladır, kordur, ulu dağlardır. Aziziye, Palandöken, Top dağı, Allahuekberdir.

Dedem şehit, doksan üç harbi, on iki Mart, hürriyet, cumhuriyettir. Ölüp ölüp dirilmek, vatan toprağını kanla sulamak, düşmana mezar demektir.

Şehitler yatağı, mücahitler otağı, gazilerin bulunduğu kahramanlar demektir.

Yiğitlerin harmanı, bahadırların kalesi, koç yiğitlerin meydanı, cengâverlerin cennet makamıdır. Kafkas yanın yolu, Fırat’ın coşkunluğu, Murat’ın kaynağı… Geçmiş ölümlerin, kıyımların, yıkımların, açlık ve sefaletin acısıdır.

Erzurum; Şerefli şanlı zafer günü, tarihin dünüdür. Esaret zincirlerinin kırıldığı, Cumhuriyetin kurulduğu bugündür. Görmeden, yaşamadan, tanımadan kabul edilendir.

Tarihi dokunun, haz ve onurun, Dadaşın, Barın, şiirin ve şairin kendisidir.

Çetin savaşların, unutulmaz destanların, çift başlı kartalların, bir garip sevdaların yaşadığıdır.

Manilerin, türkülerin, ağıtların, çarşı pazarların… Hayat felsefeleri’ inin, maddi ve manevi temizliğin berraklığıdır.

Beyazın, güzelin ve masumun saflığıdır. Sevgidir, duygudur. Edepli, erkânlı insandır. Feleği hicveylemiş Nef’i nin, ah çekip yollara düşen Emrah’ın… Dertli Keremin, Hâk diyen Sümmâni’nin özüdür.

Gönüllerin sesi, ilham aldığımız baş yastık, duygularımızın oluştuğu ailedir. Geleneklere bağlılığın, ehl-i imanın, hayâ duymanın, edepli olmanın, hayrın ve bereketin adıdır. Gönüllerde yer edenlerin, Fukara gönülleri gülşen edenlerin, pirlere hürmet edenlerin, dua almaya gayret edenlerin, Mevla’ya emanet edenlerin dergâhıdır.

Ayağa giyilen Cıstiğin, Zığvanın, Yelek üstü Gazekinin, hartı denen palto’nun… Keyifli günlerin, doyulmaz zevklerin, hayallerin bir başka bahara kaldığıdır.

Palandökende ki Zambağın, Eğerlide ki Kardelenin, Top dağında ki Çiğdemin, Öpüp yüzümüzü sürdüğümüz topraktır. Kol kola, omuz omuza Hoş bileziğin, Tamzaranın, Baş barın, Bar başının, Poççik’in… Hıngelin, Çortutunun, haşılın, hasıtanın, cılbıranın, herlenin, sironun, gavutun, çırtmanın, löbyenin, tıs üvezin tadıdır.

Terbiye ve eğitimin, sevginin ve saygının, yoksulun, düşkünün… Yetimin, kimsesizin, korunup kollanmanın yoludur. Zurna’nın inceden ince içimize döküldüğü, Davul’un bize güç verdiği, Teyyy diye atılan nağranın sesidir.

Çay’ın tutku olduğu, tazelendikçe ömrün uzadığı, kıtlama şekerin dil üstünde tutulduğu, semaverlerin dizildiği, özlemlerin duyulduğudur. Ana yurdudur. Baba yurdudur.

Türli tevir şeylerin olduğu, bizim olan her şeyimizin sessizce, fütursuzca, işgüzarca, kaybolduğu… Eski mahallelerin şimdilerde arandığı memlekettir. Erzurum adının büyüklüğünü unutanların, şahsi ikbal peşinde koşanların… Erzurum isminin, siyaset üstü olduğunu anlamayanların yok olduğu şehirdir.

Erzurum adı büyüktür. Bundan daha güzeli yoktur.

Teşekkürler kıymetli hocam Atilla AĞRILI