Herkese ölüm nasip olmuyor azizim; bazıları geberiyor!
GÜLÜM…
Ben şair değilim gülüm.
Ben, yüreğime dokunana geri dönen yankıyım gülüm…
Ben şair değilim.
Ben, hem fırkata, hem vuslata yazılmış bir şarkıyım gülüm…
Ben şair değilim.
Ben, Anadolu bozkırlarında bozlağın sesi…
Ben, onsekizlik sevdaların hevesi,
Ben, dramatik hikâyelerin en son nefesi,
Ben, dağa taşa yazılmış Türkiyenin başı dik Türk’üyüm gülüm…
Ben, sadece yürek dokuşturup sarhoş olanım,
Ben, bazen saklı gömü, bazen talanım,
Ne hilafım olur ne de yalanım,
Ben, Turan’a yalın ayak koşan Ülküyüm gülüm…
2 Temmuz 2023 H.Karaca
7.7’LİK BİR YÜREK TERENNÜMÜ ✍️
Her derde bir reçete yazardım amma,
Bu yaraya merhem bulamıyorum.
Bunca gam kedere, bunca drama,
Kırıldı kalemim yazamıyorum.
Kahramanmaraş’ta yıkıldı obam,
Gaziantep’imin başında duman var duman,
Diyarbakır dağları kar ile boran,
Ayaklarım kan revan gezemiyorum.
Hele Hatay’ım, içler acısı,
Bu milletin gavim kardaş bacısı,
Her yürekte bir vedanın sancısı,
Yer yüzünde mezar kazamıyorum.
Malatya, Adana, Osmaniye’mde,
Her biri ayrı dram gönül hanemde,
Şanlıurfa’m Adıyaman yangın sinemde,
Nasıl böyle yandık çözemiyorum.
Hüzün gram gram değil, on Batman gibi,
İşte yazamadığımın budur sebebi,
Kimi küçük kardeş, kimisi abi,
Bu kedere hudut çizemiyorum.
18 Şubat 2023 HK
AHİ ERVAN
✍️
Eski zamanlarda ortalama her esnaf dükkanın da bir gazete, baş ucu kitabı diyeceğimiz türden bir ve ya bir kaç kitap bulunurdu. İlkokul mezunu bir esnafın bile genel kültürü ve Adab-ı muhaşereti üniversite okumuşlarla denk gelirdi… Hatta, fazlası var, eksiği yoktu..
Böyle bir esnafın veya sanatkarın yanında yetişmek beş fakülteye bedeldi…
Çünkü; sürekli okurlar, okuduklarını uygular, sevgiyi, saygıyı, hoşgörü, tevazuyu uygulamalı gösterirler di.
Belki mektepli değillerdi ama mükemmel alaylıydılar…
Yani, hayatları, tecrübeleri kitaplardan ibaret değildi. Okumasını bilenlere her biri bir kitaptı…
Gelelim çıraklara….
Bir çocuğu bir ustanın yanına verdiklerinde “Eti senin kemiği benim” denirdi. Mealen: “Al bunu adam et, bana ver” di…
Çırakta Ustaya baba gözüyle bakar, öylede saygı gösterirdi.
Askerliğinden, dükkan acıp, evlenip yuva kurancaya dek elini üzerinden çekmez di…
Askerliğini yapmış, evlenmiş barklanmış birisi ustasının icazeti olmadan dükkan bile açmazdı.
Elleri öpülesi meslek ustalarının doktrinin dışına asla çıkmazlardı.
Şimdi; İstisnalar müstesna, her ustanın elinde bir telefon, her çırak başına buyruk, ne edep var, ne adap var, ne saygı, ne de sevgi…
“Bakırı döversin edersin yatsı, etrafını kıvırırsın yaparsın tepsi” kabilinden..
Bütün bu güzel hasletler tarihin tozlu raflarında yerini aldı…
Ben, buradan beni yetiştiren ustam ve onun şahsında Ahi Ervran kültürünü yaşayan ve yaşatan tüm ustalarımıza en kalbi duygularımla selam ve hürmet ederim…
KEŞKE
Bazen de, takılır uykun çengelli bir keşkeye; kirpiklerin en acımasız şekilde hırçın dalgalar gibi döver göz altlarını..
Göz kapakların kürek çeker çok eskilere. Keşkelerinle yüzleşirsin yüz kere… Öyle kahpelikler çıkar ki karşına, bir kahvelik hatrı bile kalmamıştır, kalmanın; kalıp bir tek yudum almanın.
En bedbaht pişmanlılıklarla dönersin kayıkları kırık dökük, fenerlerinin boyası solmuş, ahalisi kaybolmuş o karanlık limana…
Uykunun, umutlarının takıldığı çengelle demir atarsın çaresizce…
En trajik çümleleri kurar sana gecenin sesizliği. “Keşke keşke keşke” diye…
Sonra kendini iyi hissettirecek hayalllere dalarsın: Dağ başında çoban ateşi, üzerinde isli demlik, biraz yağmur ciseler rüzgar eşliğinde… Yüzüne vurur vurur geçmiş hatalarını…
Dalar gidersin umutların yeniden yeşerdiği sabaha…
Ve, bir ayet unutturur tüm hayal kırıklıklarını:
De ki: “Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım,”
29 Ocak 2023 H&K
NEYLEYİM ✍️
Eğer doğruya doğru meyletmiyorsan,
Neyleyim ben senin suskun serzenişini.
Haksıza sen haksızsın diyemiyorsan,
Neyleyim ben senin firavunu sevmeyişini..
Namaz kılsan hacca varsan ne çıkar,
Hacı hoca diye edinsende itibar,
Kırık bir gönüle olmamamışsan mimar,
Neyleyim ben senin meyhaneye gitmeyişini.
Camiden her çıkışta gıybet ettiysen,
Beytül maldan tek bir kuruş yediysen,
Bir de buna kalkıp helâl dediysen,
Neyleyim ben senin dar esbap giymeyişini…
Evladın yaşında sabiye sapık hislerlerle,
Salya akıtıp bakarak karşı cinslere,
Alçak, pislik, namusuzca ah çekişlerle,
Neyleyim ben senin hu çekişini…
Kelime-i Tevhidi okusanda boş,
İlahi aşk ile olsanda sarhoş,
Göze belki güzel, gönül de nahoş,
Neyleyim ben senin kilisede ölmeyişini…
Orucunu günlerce hiç bozmadan,
Hiç kimseye öfkelenip kızmadan,
Hakkı hakikati en üst başa yazmadan,
Neyleyim ben senin deyyus eti yemeyişini…
Üç ayların üstüne üç te eklesen,
Kurbanda koç değil deve de kessen,
Eğer taktirini kuldan beklersen,
Neyleyim ben senin hak deyişini.
23 Ocak 2023 H & K
ALLAH’a MÜNECAAT… ✍️
Ne zulümdür Allah’ım, kelâmına yapılan?
Ateşini yakanı, alçak alçak bakanı kahreyle Yâ Râb…
Sensin sığınılan, sensin tapılan,
Çanağını tutanı, kulak üstü yatanı kahreyle Yâ Râb…
Bize güç ver, kudret ver, cesaret ver yıkalım şu zulümü,
Kuran uğruna tatalım, o, ölümsüz ölümü,
Şâd edelim Resul-i Zişnanın gönlünü,
Ya bize fırsat ver, ya sen, kahreyle Yâ Râb..
Küfür sağanağına tutuldu islam,
Müminliğinden utanıyor Müslüman,
Her yer toz bulutu, her yer toz duman,
Ya kasırga et ümmeti, ya sen, kahreyle Yâ Râbi..
Sana ayan beyan her şey aşikar,
Bir ismin Er-Rahman’sa diğeri El-Kahhar,
Sensiz hangi kış gelir, hangi ilkbahar,
Senin her şeye gücün yeter, kahreyele Yâ Râb..
Bizler aciz, bizler mücrim kullarız,
Yalnız sana ve rahmetine muhtacız,
Çaresiz kaldıkça sana avuç açarız,
Ellerimizi boş çevirme, kahreyle Yâ Râb…
21 Ocak 2023 H&K
YAZ GELSİN
✍️ YAZ GELSİN
Çiçekler açacak,kuşlar uçacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.
Dereler coşacak, taylar koşacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.
Zemherinin ayazı yerlerde yeksan olacak,
Ne tipisi ne boranı kalacak,
Davul zurna “Hani yaylam” çalacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.
Buz akan pınarlar derde deva olacak,
Taşlarına Şeyda bülbül konacak,
Etrafını mor menekşe saracak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.
Gökbörüler zirvelere çıkacak,
Uluyacak hepsi ayağa kalkacak,
Mehteranlar Malazgirt marşı çalacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin..
16.01.2023 H-K
MUHSİN YAZICIOĞLU-EROL YILDIZ-SERKAN TÜZÜN
Muhsin Yazıcıoğlu-Erol Yıldız-Serkan Tüzün
✍️
Bir çoklarına göre bu vefatlara kaza, cinayet, cinnet densede de, benim zaviyemden hepsi alçak birer süikast!
Öncelikle karakterleri tanıyalım.
Muhsin başkanı tanımayanız yoktur ve nasıl alçak bir kumpasla şehit edildiğini bilmeyen yoktur herhalde…
Erol Yıldız, Muhsin başkanın yakın koruması. Serkan Tüzün, dönemin Alperen ocakları genel başkanı…
Şimdi isterseniz olaylar sinsilesinin en başına, yani Muhsin başkanın vefatından kısa bir süre önce Şarkışla mitinginde sarf ettiği sözlere bir kulak kabartalım.
Muhsin başkan, şöyle diyordu:
“Ne Avrupa Birliği, ne büyük ortadoğu projesi, ne boş, gelin Hazar ortak pazarını kuralım, adına da HOP diyelim. Nedir bu Türklerin ortak pazarı. Bir gün başka bir hayalimi göreceğim İnşallah, Balkanlardan cin seddine kadar, belki sibiryadan kızıldenize kadar bu ecdadın dolaştığı bu coğrafyada Türkçe konuşulacak, Türkçe anlaşılacak bu coğrafyanın tüm imkanları önce Türklük için, sonra insanlığın hayrı için kulanılacak”
Sonra şöyle devam etti:
“Ben, kendi kendime bir söz verdim. Arkasını önünü görmediğim, bilmediğim hiç bir güce yaslanmayacam. O eperlasist güçlerin hiç bir zaman uşağı olmıycam. Onlar beni yönetmiycekler, onlar beni yönlendirmeyecekler.”
Ve en can alıcı kısmı konuşmasın şöyle devam etti:
“1995 te yayınlanan bir rapor var, Amarikalıların bir araştırma raporu. O raporda diyor ki, benim için diyor; o uyuyan bir aslan bir gün uyanırsa kalkarsa ayağa bir daha durduramayız.
Ee ne olacak? Engelleyin diyorlar engelleyin! Belçika büyük elçisi, Bosna konsolosu ve Amarika İstanbul konsolosu bir yemekte konuşurken Bosna konsolosu bir hanımefendi Bosna savaşında tanışmıştık o bana aktardı. Dediki “Seninle olan tanışıklığımızı bilmedikleri için elçi dediki öbürüne “Bu Muhsin Yazıcıoğlu’na çok dikkat etmek lazım, bu bir kere gelirse indirmek çok zor. En sıkıntılı yönü ilkelerinde çok katı bir siyasetçi, yönlenmez, yönlendirilmez”
Bu konuşma 2007 seçimlerinden hemen sonra, yani alacak süikastten 1.5- 2 yıl önce..
Evet, konuşmanın bir kısmını gücüm yeriğince yazıya dökmeye çalıştım, merak edenler Yotubeden Muhsin Yazıcıoğlu Şarkışla mitingi diye yazıp izleyebilirler.
Konuşmadan da anlaşılacağı üzere Muhsin başkanın kalemi kırılmış çoktan…
Muhsin başkanının şahdetinden sonra tuhaf tuhaf ölümler gercekleşmeye başladı…
Önce yakın koruması Erol Yıldız, Muhsin başkanın mahkemesinde ifade vermesine on gün kala oto parkta tuhaf bir şekilde aracının altında ölü bulundu. Her ne kadar kaza densede ben bunun suikast olduğuna inancım tam. Çünkü yeterince bir artırma yapılmayıp kaza denip geçildi… Hiç bir yetkilinin dikkatini çekmeyen konu ise 10 yıl sonra Muhsin başkanın mahkemesinde tanık olarak dinlenecek olması….
Neyse kaza değil de hadi ona kaza diyelim hadi…
Gelelim Eski Alperen ocakları genel başkanlığı yapmış, hukukçu olduğu için hakim ve savcılık sınavlarına girerek hakim olan Serkan Tüzün’e…
Serkan Tüzün, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda Daire başkanı olarak çalışıyordu..
Merhum eşi hanımefendi de kendisi gibi hakimdi… İddialara göre Muhsin başkanın dosyasıyla yakından ilgileniyordu…
Tarihler 4 Ekim 2022’yi gösteriyordu. Serkan Tüzün, tabancayla üç çocuğununda olduğu hakim lojmanlarında önce eşinin, sonra da kendi canına kıydı…
Ve bu olayda bir cinnet vakası olarak kayıtlara geçti…
Buradan hareketle; Muhsin başkanın vefatından kısa bir süre önce bahsetmiş olduğu Amarikanın yayınlamış olduğu rapor… Ve raporda can alıcı cümle “Engelleyin diyorlar engelleyin”
Evet, buraya kadar çok derinine inmesekte yüzeysel bir dokunuş yaptık olaylar sinsilesine…
Bundan bir ay önce okuyup bitirdiğim bir kitaptan bu suikastler zincirinin tesadüf olmadığınının belgesi gibi…
Kitabın ismi “ZİHİN KONTROLÜ” ismine bakınca biraz masum görünse de muhtevası dehşet verici…
Şimdi isterseniz kitapta CİA’nın, FBI’anın, kısmen de MOSSAT ve ĶGB’nin eperyal emelleri uğruna insanlık üzerinde akla izana aykırı ölümcül planları ve yaptıkları uluslar arası insan hakları örgütlerinin raporlarıyla mevcut..
Gelin şimdi bazı örneklerle yazdıklarımızı teyit edecek bazı satır başlarına göz atalım..
Deliren köy
“Fransa’nın güneyinde yer alan Pont-Saint- Esprit adlı köyde yaşayanlar 60 yıl önce başlarına gelen tuhaf olayların sebebini sonunda anladı. Köylüler, yıllar önce bir gün aniden halusinasyonlar görmeye başlamış, bazılarının sonu akıl hastanesinde bitmiş, bazıları ise yaşamını yitirmişti. Olayın arkasındansa ABD istihbarat örgütü CIA çıktı.
Amerikalı bir gazeteci tarafından yapılan bir araştırma sonucunda 60 yıl önce Fransa’da meydana gelen ilginç olayın ardında CIA’in bir deneyi olduğu ortaya çıktı.
Araştırmaya göre, CIA, köylülerin ekmeğine halusinasyon ve histeriye yol açan LSD katmış. 16 Ağustos 1951’de yaşanan ve ‘lanetli ekmek’ (Le Pain Maudit) olarak tarihe ge- çen olayda beş kişi ölmüş ve yüzlerce kişi korkunç halüsinasyonlar görerek çıldırmıştı. Gazeteci H.P. Albarelli, yaptığı araştırma sonucunda elde ettiği belgelere dayanarak, CIA’in LSD’nin etkilerini test için bu olaya yol açtığını söylüyor. Gazeteciye göre CIA’in suiistimallerine dair 1975 tarihli bir Beyaz Saray raporunda bu olaya atıfta bulunuluyor.”
Ve başka bir gerçek:
HAARP İLE ZİHİN KONTROLÜ VE KİŞİ ODAKLI SALDIRILAR
“ELF ile ilgili bazı idaalar da elektronik manyatik radyasyonun insan ve hayvan biyoloji üzerine etkileri konusunda bilinen bilgilerden çıkarılmıştır.
Örneğin insan zihinsel aktivitelerini bozul- ması konusu; 1960’ların başlarında Dr. Andrija Pu- harich tarafından ELF’in çeşitli zihinsel etkileri keşfedilmiştir. Özel olarak 7,83 Hz ( dünyanın temel titreşim frekansı) insanın kendisinin iyi hissetme- sini sağlar, 10,80 Hz uçarı davranışlara neden olur ve 6,6 Hz depresyona neden olur.
HAARP için zihinsel aktivitelerin bozulması olasılığı en rahatsız edici konudur. Dr. Cletus Kanavy ELF’nin etkilerini vurgulamak maksadıyla “elektromanyetik radyasyonla insan etkileşimi, tüm nüfusu etkileyen geniş çaplı bir sağlık sorunu oluşturur” şeklinde açıklama yapmış, kronik ve sı- caklıkla ilgisi olmayan etkiler için, hayvan deneyleri ve insan muayenelerinden elde ettiği çok miktardaki veriden bahsetmiştir.
Bu etkiler davranış bozuklukları, sinir sistemi problemlerini, doğuştan kaynaklanan bozukluklar, bağışıklık ve salgı sistemlerindeki metabolik değişiklikleri 85 içermektedir. Ayrıca ELF’e maruz bırakılan kurbağalarda ani ve açıklanamamış değişiklikler görülmüştür. 10 Aralık 1976 tarihinde Birleşmiş Milletlerin 96. Genel Kurul Toplantısı’nda aldığı bir kararlardan biri 31/72 numarasıyla “Askeri veya herhangi bir çevresel değişim tekniklerinin düşmana yönelik kullanımı yasaklanmıştır” şeklindedir.”
Kitapta dikkatimi çeken bu alıntılar devede kuyruk mukabilinden…
Buradan hareketle; özelikle yargıda önemli bir görevde olan ve Muhsin başkana yakınlığıyla bilinen Serkan Tüzün’ün cinnet geçirip eşinin ve kendi canına kıymasının elalelade bir vaka olduğunu düşünemiyorum…
Bu olayın arkasında kuvvetle muhtemeldir ki emperyaller ve onların yerli işbirlikçilerinin elinin olduğu şefksiz şüphesiz bir gerçektir.
Anlaşılıyor ki bu coğrafyada hiç bir şey anlık gelişmiyor. Üzerinde düşünülmüş, kurgulanmış uzun soluklu projelerin tezahürü…
Ve yazıma, yurt dışında misyon korumada görev yapan bir emniyet müdürü abimizin şu duyumuyla son veriyorum..
Eperyaller derki:
“BİR GÜN TÜRKİYE’de TÜRKLERİN İKTİDAR OLMASINDAN ÇOK TEDİRGİNİZ”
Selam ve hürmetle….
SİNAN BAŞKAN
2023’ün ilk şiiri Şehit Sinan ATEŞ’E
SİNAN BAŞKAN ✍️
Bu şiir sana hediyem olsun,
Her satırını, her kıtasını duy Sinan başkan.
Sana kıyanlar ıslah değil, kahrolsun,
Yüreğimize kor oldun oy Sinan başkan…
“Düşman kör nişancıdır” derler, bu yaren işi,
Zaten Bozkurta işlemezdi çakalın dişi,
Çarşanbadan beli idi Perşenbenin gelişi,
Mertliğin canına mal oldu vay Sinan başkan…
Bak şimdiden bir yıl geçti aradan,
Vicdanı olan iflah olmaz bu amansız yaradan,
Vicdan fukaralarını kahreylesin Yaratan,
Kahpelik edenlere baş kaldırmak bizde huy Sinan başkan…
Dişlerimiz sıka sıka kırıldı,
Düşlerimiz tam ortadan yarıldı,
Ne teselli eden oldu ne yaramız sarıldı,
Matem bizde bir gün değil ay Sinan başkan…
O iki yavrunun göz yaşları boğsun sebepkarları,
Allah’sız ,kitapsız, sahtekarları,
Her iki cihanda yansın canları,
Kendini Kerbelada Hüsyin’den say Sinan Başkan…
Burada acı var, elem var, gam var,
Her yürekte sen var sonsuz dram var,
Eminim cennette şimdi bayram var,
Bize göz yaşı düştü sana toy Sinan başkan….
01:01:2023