Ne diyor duFuzili;
”Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..!”
Ben de bana diyorum ki;
Sus be deli gönül sus artık yeter,
Bülbül razı değil,zar razı değil..!
Zincir olamaz sana dünya zihneti,
Ülkü denen nazlı yar razı değil..!
Yangın yüreğime su lazım değil,
Tanrı dağlarından kârı getirin..!
Gül neylesin karganın bed sesini,
Bülbül ötüşünden zarı getirin..!
Üşüyor yüreğim,üşüyor tenim,
Çaresiz dertlere düştü bedenim,
Nemrut’la çengeden;işte o benim,
İbrahim’in düştüğü narı getirin..!
Umutlarım yara,pare içinde,
Her birisi öldürecek biçimde,
Büyüdükçe hep büyüyor içimde,
Asr süresinden sabr-ı getirin..!
İki hece harf sayısı muamma,
İsmi güzel ismi ile müsamma,
Her derde çaredir,her derde deva,
Aşk-ı Derun olan olanyari getirin..!
Sormayın doslarım nasılsın.?diye,
Kuyulara mahkum Yusuf gibiyim…!
Kapılarım kara,kara kilitli,
Mısır’a Sultan besleyen zindan gibiyim…!
Sürgün,vurgun ne ararsan hepsi var,
Her günüm iflasta her günüm zarar,
Yaş elli demeden oldum ihtiyar,
Sılayı özleyen gurbet gibiyim…!
Bir tarafım tipi boran yağmur kar,
Bir tarafım gazel dökmüş sonbahar,
Bağrımda beslemiş bunca riyakar,
Toprağı sızlayan vatan gibiyim…!
Sesiz Sesizcığlıklarla haykırır içim,
Hem dostluğa hem vefaya çokmu çok açım,
Her güleni dost sandım ağardı sacım,
Keşke,keşke haykıran isyan gibiyim..!
Tabutluklar,işkenceler,Sürgünler,
Tarih yazdı Türkiyede o günler,
Ensemizde tabancalar,süngüler,
Sisteme şah çeken Türkeş gibiyim….!
Keş dağında ağır bedel ödeyen,
Can pahası hak yolundan dönmeyen,
Halen daha gönüllerde ölmeyen,
Şehit lider Muhsin başkan gibiyim..!
La ilahe illa entesubanekeinni kuntu minezzalimin,
Ben nefsime zulum ettim Ya Rabbim,
Aşikardır,ayandır sana kalbi lisanım,
Yunusun karnında,yunus gibiyim..
Ah yiğidim ,ah civanım.!Mustafam.
Kalemini kıranların eli kırılsın.
Sen ki Muhammed-i bir davanın neferi,
Tebbet de; Ebu leheplerin eli kırılsın.
Bu çağda ne gezer böyle tağutlar,
Demmekki ölmemiş helvadan putlar,
Mahşeri var bu işin bitmez umutlar,
Ebü cehillerin eli kırılsın.
Allah de Mustafam Hu de Allah de,
HasbunAllah de yine Allah de,
Evrendende büyük Allah’ım var de,
Sahte kenanların boynu kırılsın.
Ne Bülbülün sesi.! Ne Gülün yası.!
Sedadan vazgeçtim yastan vazgeçtim.!
Karmı yağmış güvendiğim dağlara.?
Bahardan vazgeçtim yazdan vazgeçtim..!
Lokman olan dermanını gizledi,
Ben yandınkça o yangını közledi,
Yürek parçalandı içim sızladı,
Şifa zannettiğim baldan vazgeçtim…!
Vazgeçtim mihnet ile gelen Dua’dan,
Vazgeçtim güneşten,geçtim ziyadan,
Vazgeçtim küllenmeyen yardan,
Zümrüt Anka oldum külden vazgeçtim…!
Uzun bir geceden geriye kalan,
Kısa bir kelime;Nerde kalmıştık.?
Hayal meyal biraz aklımda kalan,
Sevinçleri unutup derde dalmıştık…!
Dalmıştık kedere dalmıştık gama,
Her yanı gizemli her yan muamma,
Bir korkak misali kaçamadık amma,
Kılıçları çekip cenge dalmıştık…!
Bir sıgara dumanı bir çay buğusu,
Bir de eşlik etti bir gül kokusu
Ne kaldıysa geri kurdular pusu,
Alev ateş yanıp deme dalmıştık…!
Kavgalar sahte oldu döğüşler sahte,
Düşmanlıklar sahte dostluklar sahte,
Düşler sahte oldu rüyalar sahte,
Aşklar sahte oldu dostlar sevdalar sahte…!
İnsanlığın artık kimyası sahte,
Gönüllerin düşü gayesi sahte,
İffetin edebin mayası sahte,
Edebin vakarın tarifi sahte…!
Müminin secdesi kıblesi sahte,
Yönünü gösteren ibresi sahte,
Yazarın noktası,virgülü imlası sahte,
Adamlığın artık ölcüsü sahte…!
Kalem namertlik etme yazayım ehvalimi,
Namerdi boşverde merdi yazayım…!
Kelam ehli bilir ancak bu garip hali,
Dermanı boş verde derdi yazayım…!
Yazayım hayali yazayım düşü,
Yazayım baharı yazayım kışı,
Yazayım bu hain zalim gidişi,
Ayağı boş verde başı yazayım…!
Yazayım sahrayı yazayım çölü,
Yazayım deryayı yazayım gölü,
Yazayım içine düştüğüm hali,
Çınarı boş verde dalı yazayım…!
Gökten yağmur değil hasretin yağar,
Sensiz her şey eksik.! Neden Su seslim.?
Yağmur yağsa bile sensizlik kokar,
Toprak su kokusu yok.! Neden Su seslim ?
Güneş bak hükmünü yitirdi yine,
Doğada ne varsa döndü tersine,
Güller solgun renkler fuludur niye,
Yıldızlar yerinde yok.! Neden Su seslim.?
Artık ne Erzincan’da yeşil ovalar
Nede Erzurum’da dumanlı dağlar,
Nede elleri koynunda bir güzel ağlar,
Gözlerde de yaş yok.! Neden Su seslim.?
Gül diyorsun devran baba düzene,
Bu düzen böyleyken nasıl güleyim…?
Garip yoksulu ezen ezene,
Söyle devran baba nasıl güleyim…?
Mazlum maskesini takmışken zalim,
Torpil ile atanırken muallim,
Harama helal fetvası verirse alim,
Söyle devran baba nasıl güleyim…?
Adalet alet olmuşsa gücün elinde,
Kargalar sürüyle gül bahçesinde,
Üzülerek ediyorum müşahede,
Söyle devran baba nasıl güleyim…?
Maddeye Ram olmuşken böyle insanlık,
Mana ağızlarda sade seyranlık,
Mümin münafığa duyuyorsa hayranlık,
Söyle devran baba nasıl güleyim…?
Unutmam imkansız birde yaram var,
Her gece sinemi yakar ha yakar,
Sağımdan saplanır soluma batar,
Söyle devran baba nasıl güleyim…?