ALLAH’a MÜNECAAT… ✍️

Ne zulümdür Allah’ım, kelâmına yapılan?
Ateşini yakanı, alçak alçak bakanı kahreyle Yâ Râb…
Sensin sığınılan, sensin tapılan,
Çanağını tutanı, kulak üstü yatanı kahreyle Yâ Râb…

Bize güç ver, kudret ver, cesaret ver yıkalım şu zulümü,
Kuran uğruna tatalım, o, ölümsüz ölümü,
Şâd edelim Resul-i Zişnanın gönlünü,
Ya bize fırsat ver, ya sen, kahreyle Yâ Râb..

Küfür sağanağına tutuldu islam,
Müminliğinden utanıyor Müslüman,
Her yer toz bulutu, her yer toz duman,
Ya kasırga et ümmeti, ya sen, kahreyle Yâ Râbi..

Sana ayan beyan her şey aşikar,
Bir ismin Er-Rahman’sa diğeri El-Kahhar,
Sensiz hangi kış gelir, hangi ilkbahar,
Senin her şeye gücün yeter, kahreyele Yâ Râb..

Bizler aciz, bizler mücrim kullarız,
Yalnız sana ve rahmetine muhtacız,
Çaresiz kaldıkça sana avuç açarız,
Ellerimizi boş çevirme, kahreyle Yâ Râb…

21 Ocak 2023 H&K

YAZ GELSİN

✍️ YAZ GELSİN

Çiçekler açacak,kuşlar uçacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.
Dereler coşacak, taylar koşacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.

Zemherinin ayazı yerlerde yeksan olacak,
Ne tipisi ne boranı kalacak,
Davul zurna “Hani yaylam” çalacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.

Buz akan pınarlar derde deva olacak,
Taşlarına Şeyda bülbül konacak,
Etrafını mor menekşe saracak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin.

Gökbörüler zirvelere çıkacak,
Uluyacak hepsi ayağa kalkacak,
Mehteranlar Malazgirt marşı çalacak,
Şu puslu dağlara hele yaz gelsin..

16.01.2023 H-K

MUHSİN YAZICIOĞLU-EROL YILDIZ-SERKAN TÜZÜN

Muhsin Yazıcıoğlu-Erol Yıldız-Serkan Tüzün
✍️

Bir çoklarına göre bu vefatlara kaza, cinayet, cinnet densede de, benim zaviyemden hepsi alçak birer süikast!

Öncelikle karakterleri tanıyalım.

Muhsin başkanı tanımayanız yoktur ve nasıl alçak bir kumpasla şehit edildiğini bilmeyen yoktur herhalde…

Erol Yıldız, Muhsin başkanın yakın koruması. Serkan Tüzün, dönemin Alperen ocakları genel başkanı…

Şimdi isterseniz olaylar sinsilesinin en başına, yani Muhsin başkanın vefatından kısa bir süre önce Şarkışla mitinginde sarf ettiği sözlere bir kulak kabartalım.

Muhsin başkan, şöyle diyordu:

“Ne Avrupa Birliği, ne büyük ortadoğu projesi, ne boş, gelin Hazar ortak pazarını kuralım, adına da HOP diyelim. Nedir bu Türklerin ortak pazarı. Bir gün başka bir hayalimi göreceğim İnşallah, Balkanlardan cin seddine kadar, belki sibiryadan kızıldenize kadar bu ecdadın dolaştığı bu coğrafyada Türkçe konuşulacak, Türkçe anlaşılacak bu coğrafyanın tüm imkanları önce Türklük için, sonra insanlığın hayrı için kulanılacak”

Sonra şöyle devam etti:

“Ben, kendi kendime bir söz verdim. Arkasını önünü görmediğim, bilmediğim hiç bir güce yaslanmayacam. O eperlasist güçlerin hiç bir zaman uşağı olmıycam. Onlar beni yönetmiycekler, onlar beni yönlendirmeyecekler.”

Ve en can alıcı kısmı konuşmasın şöyle devam etti:

“1995 te yayınlanan bir rapor var, Amarikalıların bir araştırma raporu. O raporda diyor ki, benim için diyor; o uyuyan bir aslan bir gün uyanırsa kalkarsa ayağa bir daha durduramayız.
Ee ne olacak? Engelleyin diyorlar engelleyin! Belçika büyük elçisi, Bosna konsolosu ve Amarika İstanbul konsolosu bir yemekte konuşurken Bosna konsolosu bir hanımefendi Bosna savaşında tanışmıştık o bana aktardı. Dediki “Seninle olan tanışıklığımızı bilmedikleri için elçi dediki öbürüne “Bu Muhsin Yazıcıoğlu’na çok dikkat etmek lazım, bu bir kere gelirse indirmek çok zor. En sıkıntılı yönü ilkelerinde çok katı bir siyasetçi, yönlenmez, yönlendirilmez”

Bu konuşma 2007 seçimlerinden hemen sonra, yani alacak süikastten 1.5- 2 yıl önce..

Evet, konuşmanın bir kısmını gücüm yeriğince yazıya dökmeye çalıştım, merak edenler Yotubeden Muhsin Yazıcıoğlu Şarkışla mitingi diye yazıp izleyebilirler.

Konuşmadan da anlaşılacağı üzere Muhsin başkanın kalemi kırılmış çoktan…

Muhsin başkanının şahdetinden sonra tuhaf tuhaf ölümler gercekleşmeye başladı…

Önce yakın koruması Erol Yıldız, Muhsin başkanın mahkemesinde ifade vermesine on gün kala oto parkta tuhaf bir şekilde aracının altında ölü bulundu. Her ne kadar kaza densede ben bunun suikast olduğuna inancım tam. Çünkü yeterince bir artırma yapılmayıp kaza denip geçildi… Hiç bir yetkilinin dikkatini çekmeyen konu ise 10 yıl sonra Muhsin başkanın mahkemesinde tanık olarak dinlenecek olması….

Neyse kaza değil de hadi ona kaza diyelim hadi…

Gelelim Eski Alperen ocakları genel başkanlığı yapmış, hukukçu olduğu için hakim ve savcılık sınavlarına girerek hakim olan Serkan Tüzün’e…

Serkan Tüzün, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda Daire başkanı olarak çalışıyordu..

Merhum eşi hanımefendi de kendisi gibi hakimdi… İddialara göre Muhsin başkanın dosyasıyla yakından ilgileniyordu…

Tarihler 4 Ekim 2022’yi gösteriyordu. Serkan Tüzün, tabancayla üç çocuğununda olduğu hakim lojmanlarında önce eşinin, sonra da kendi canına kıydı…

Ve bu olayda bir cinnet vakası olarak kayıtlara geçti…

Buradan hareketle; Muhsin başkanın vefatından kısa bir süre önce bahsetmiş olduğu Amarikanın yayınlamış olduğu rapor… Ve raporda can alıcı cümle “Engelleyin diyorlar engelleyin”

Evet, buraya kadar çok derinine inmesekte yüzeysel bir dokunuş yaptık olaylar sinsilesine…

Bundan bir ay önce okuyup bitirdiğim bir kitaptan bu suikastler zincirinin tesadüf olmadığınının belgesi gibi…

Kitabın ismi “ZİHİN KONTROLÜ” ismine bakınca biraz masum görünse de muhtevası dehşet verici…

Şimdi isterseniz kitapta CİA’nın, FBI’anın, kısmen de MOSSAT ve ĶGB’nin eperyal emelleri uğruna insanlık üzerinde akla izana aykırı ölümcül planları ve yaptıkları uluslar arası insan hakları örgütlerinin raporlarıyla mevcut..

Gelin şimdi bazı örneklerle yazdıklarımızı teyit edecek bazı satır başlarına göz atalım..

Deliren köy

“Fransa’nın güneyinde yer alan Pont-Saint- Esprit adlı köyde yaşayanlar 60 yıl önce başlarına gelen tuhaf olayların sebebini sonunda anladı. Köylüler, yıllar önce bir gün aniden halusinasyonlar görmeye başlamış, bazılarının sonu akıl hastanesinde bitmiş, bazıları ise yaşamını yitirmişti. Olayın arkasındansa ABD istihbarat örgütü CIA çıktı.

Amerikalı bir gazeteci tarafından yapılan bir araştırma sonucunda 60 yıl önce Fransa’da meydana gelen ilginç olayın ardında CIA’in bir deneyi olduğu ortaya çıktı.

Araştırmaya göre, CIA, köylülerin ekmeğine halusinasyon ve histeriye yol açan LSD katmış. 16 Ağustos 1951’de yaşanan ve ‘lanetli ekmek’ (Le Pain Maudit) olarak tarihe ge- çen olayda beş kişi ölmüş ve yüzlerce kişi korkunç halüsinasyonlar görerek çıldırmıştı. Gazeteci H.P. Albarelli, yaptığı araştırma sonucunda elde ettiği belgelere dayanarak, CIA’in LSD’nin etkilerini test için bu olaya yol açtığını söylüyor. Gazeteciye göre CIA’in suiistimallerine dair 1975 tarihli bir Beyaz Saray raporunda bu olaya atıfta bulunuluyor.”

Ve başka bir gerçek:

HAARP İLE ZİHİN KONTROLÜ VE KİŞİ ODAKLI SALDIRILAR

“ELF ile ilgili bazı idaalar da elektronik manyatik radyasyonun insan ve hayvan biyoloji üzerine etkileri konusunda bilinen bilgilerden çıkarılmıştır.

Örneğin insan zihinsel aktivitelerini bozul- ması konusu; 1960’ların başlarında Dr. Andrija Pu- harich tarafından ELF’in çeşitli zihinsel etkileri keşfedilmiştir. Özel olarak 7,83 Hz ( dünyanın temel titreşim frekansı) insanın kendisinin iyi hissetme- sini sağlar, 10,80 Hz uçarı davranışlara neden olur ve 6,6 Hz depresyona neden olur.

HAARP için zihinsel aktivitelerin bozulması olasılığı en rahatsız edici konudur. Dr. Cletus Kanavy ELF’nin etkilerini vurgulamak maksadıyla “elektromanyetik radyasyonla insan etkileşimi, tüm nüfusu etkileyen geniş çaplı bir sağlık sorunu oluşturur” şeklinde açıklama yapmış, kronik ve sı- caklıkla ilgisi olmayan etkiler için, hayvan deneyleri ve insan muayenelerinden elde ettiği çok miktardaki veriden bahsetmiştir.

Bu etkiler davranış bozuklukları, sinir sistemi problemlerini, doğuştan kaynaklanan bozukluklar, bağışıklık ve salgı sistemlerindeki metabolik değişiklikleri 85 içermektedir. Ayrıca ELF’e maruz bırakılan kurbağalarda ani ve açıklanamamış değişiklikler görülmüştür. 10 Aralık 1976 tarihinde Birleşmiş Milletlerin 96. Genel Kurul Toplantısı’nda aldığı bir kararlardan biri 31/72 numarasıyla “Askeri veya herhangi bir çevresel değişim tekniklerinin düşmana yönelik kullanımı yasaklanmıştır” şeklindedir.”

Kitapta dikkatimi çeken bu alıntılar devede kuyruk mukabilinden…

Buradan hareketle; özelikle yargıda önemli bir görevde olan ve Muhsin başkana yakınlığıyla bilinen Serkan Tüzün’ün cinnet geçirip eşinin ve kendi canına kıymasının elalelade bir vaka olduğunu düşünemiyorum…

Bu olayın arkasında kuvvetle muhtemeldir ki emperyaller ve onların yerli işbirlikçilerinin elinin olduğu şefksiz şüphesiz bir gerçektir.

Anlaşılıyor ki bu coğrafyada hiç bir şey anlık gelişmiyor. Üzerinde düşünülmüş, kurgulanmış uzun soluklu projelerin tezahürü…

Ve yazıma, yurt dışında misyon korumada görev yapan bir emniyet müdürü abimizin şu duyumuyla son veriyorum..

Eperyaller derki:

“BİR GÜN TÜRKİYE’de TÜRKLERİN İKTİDAR OLMASINDAN ÇOK TEDİRGİNİZ”

Selam ve hürmetle….

SİNAN BAŞKAN

2023’ün ilk şiiri Şehit Sinan ATEŞ’E

SİNAN BAŞKAN ✍️

Bu şiir sana hediyem olsun,
Her satırını, her kıtasını duy Sinan başkan.
Sana kıyanlar ıslah değil, kahrolsun,
Yüreğimize kor oldun oy Sinan başkan…

“Düşman kör nişancıdır” derler, bu yaren işi,
Zaten Bozkurta işlemezdi çakalın dişi,
Çarşanbadan beli idi Perşenbenin gelişi,
Mertliğin canına mal oldu vay Sinan başkan…

Bak şimdiden bir yıl geçti aradan,
Vicdanı olan iflah olmaz bu amansız yaradan,
Vicdan fukaralarını kahreylesin Yaratan,
Kahpelik edenlere baş kaldırmak bizde huy Sinan başkan…

Dişlerimiz sıka sıka kırıldı,
Düşlerimiz tam ortadan yarıldı,
Ne teselli eden oldu ne yaramız sarıldı,
Matem bizde bir gün değil ay Sinan başkan…

O iki yavrunun göz yaşları boğsun sebepkarları,
Allah’sız ,kitapsız, sahtekarları,
Her iki cihanda yansın canları,
Kendini Kerbelada Hüsyin’den say Sinan Başkan…

Burada acı var, elem var, gam var,
Her yürekte sen var sonsuz dram var,
Eminim cennette şimdi bayram var,
Bize göz yaşı düştü sana toy Sinan başkan….

01:01:2023

MÜPTEZEL

MÜPTEZEL ✍️

Öyle güzel taklit ederki dini imanı,
Cumayı kaçırmaz asla müptezel..
Yetim başı okşamaya yoktur zamanı,
Bıraksan Mekkeden dönmez müptezel…

Beş vaktin üstüne beş vakit ekler,
İyyekenebudu der, kenastain der,
Sonrada yardımı tağuttan bekler,
Kime secde ettiğini bilmez müptezel…

Sayıları yüz den, bin den az değil,
Dışı bizden içi bizden hiç değil,
Piç diyeceğim amma piçe yazık piç değil,
Yediği çanağa pislemeden gitmez müptezel…

Bazende seninle ağlar, seninle güler,
Kene gibi sinsi sinsi kanını emer,
Her fırsat buldukça sırtına biner,
Sen of demedikçe sırtından inmez müptezel..

Dek dubara ne arasan bolca var,
Göbek atma, bel kıvırma kalça var,
İsminin sonun da abi, dayı, amca var,
Utanmaz arlanmaz edep bilmez müptezel..

Vefası sadece çıkarı kadar,
Kafası yalnızca puştluğa basar,
Ne hayr düşünür, ne de bir eser,
Geberirde tek bir fidan dökmez müptezel..

Yüzü manda derisinden farksızdır,
Vicdan fukarası hemde nursuzdur,
Şerefsizdir, namusuzdur, hırsızdır,
Aynaya bakar bakar da görmez müptezel…

18:12:2022 Hüseyin Karaca

Düş ağrısı

✍️

Elimi yüzüme koymuş, uzaklara, çok uzaklara dalmışım…

Dedi ki; “Dişlerin mi ağırıyor?”

Dedim ki; Yok yok, düşlerim ağrıyor düşlerim!

Şaşkın şaşkın yüzüme baktı “Düşte ağırırmı” dercersine..

Belliki düş ağrısı çekmemiş.

KIZIM…

KIZIM….

Dünya zihnetimsin, dünya varımsın,
Rabbim seni her dem korusun kızım…
Bu dünyada en muhteşem kârımsın,
Hızır benden sonra sana yâr olsun kızım…

Edebini, vakarını, duruşunu sakın ha bozma,
Yüksel yüksele bildiğince alçakta gezme,
Hâk’tan yana olsun kalemin yanlışı yazma,
Haksızlık karşısında sesin gür olsun kızım…

Dalım da sen, gülüm de sen günüm de sensin,
Sol yanımda en müstesna yerdesin,
Düşmanın bile ahlakını söylesin,
Sözün gibi özün de hür olsun kızım….

Ah evladım ahir zaman dikkat eyle kendine,
Şeytan bile hayret eder insanlığın fendine,
Sıkı sarıl imanına, inancına, iline ve törene,
Etrafın tertemiz, yüreğin vicdanın pür olsun kızım…

İyi ki doğdun iyi ki benim kızımsın,
Sen benim çiçeğim nazlı kuzumsun,
Hem en güzel Türküm, hem de sazımzın,
Şanın, şerefin,onurun, gururun kötülüğe sur olsun kızım…

18-11-2022 Hüseyin Karaca

Canım kızım doğum günün kutlu olsun…

Dar ağacı

DAR AĞACI KURACAĞIZ TAKSİMDE!

İhanet, hıyanet birbirleriyle,
Kalleşlik kitabı yazdı Taksimde.
Şerefsizin kalemiyle puştun eliyle,
Kahpelik tablosu çizdi Taksimde.

Kim kime yapar ki böyle kemliği,
Demek ki bol vermişler yağlı kemiği,
Nereden emir almışsa itin eniği,
Gonca gonca güller soldu Taksimde.

Kara bulut gibi çöktü İstiklâllimize,
Ah mı desek, vahmı desek bu halimize,
Beş yaşında çocuk kırklı kardeşimize,
Siyah, yeşil, kahve gözler doldu Taksimde.

Türk, Kürt, Laz demeden kıydılar,
Alevi sünni diye de ayırmadılar,
Malum yine arkasında haçlı var,
İnsanlığın yüz karası haldi Taksimde..

Türk Devleti Türk milleti sağ olsun,
Kahpeler yürekleri yağ olsun,
Şahidimiz âsır olsun çağ olsun,
Dar ağacı kuracağız Taksimde…

14 Kasım 2022 Hüseyin Karaca

Bİ BAKIN

Ölüm yokmuş gibi zalim olmayın,
Zincirli kuyuya hele bi bakın..
Sıra size gelmez sakın sanmayın,
Karaca ahmet’e hele bi bakın…

Kimler kimler yarım kaldı hınçları,
Yüzleri binleri bilmem kaçları,
Ne inci dişleri kaldı ne de sırma saçları,
Ölümü hatırlatan aynaya hele bi bakın..

Harun da, Karun da aynı yere düştüler,
Sultanlar, krallar birer birer göçtüler,
Burda ne etkiyse orda onu biçtiler,
Tenleriden başka ne götürdüler hele bi bakın..

Firavunda ölüm bana yok sandı,
Oysa ki oda bizim gibi insandı,
Kızıl deniz yarılınca anladı,
Adematten başka ne götürdü bi bakın…

Bir de Nemrut vardı İbrahim’e musallat,
Bir zaman zülum ile kurdu sarılmaz bir saltanat,
Tacını tahtını yıktı sivri sinek denen hayvanat,
Acı acı cığlığlıdan gayri ne götürdü bi bakın…

Az kalsın unutuyordum zindanların sultanı Yusuf’u,
İftira, entrika, kuyular yıkamadı ki onu,
Muhteşem finalle taçlandır dı sonunu,
İsmi gönüller de naaşından başka ne götürdü bi bakın…

Süleyman’da bin yıl yaşadı derler,
Emrine amade idi periler cinler,
Haksız aslandan hak alırdı haklı fareler,
İki arşın bezden gayrı ne götürdü bi bakın…

Dedesinden miras kalan kinini,
Al kanlara reva gördü Hüseyn-i,
Tarih vicdan tedavülden kaldırdılar ismini,
Yezid diye anılmaktan başka ne götürdü bi bakın…

05 Kasım 2022 Hüseyin Karaca

EYLÜL 2

Bir şiir yazmak istedim hüzne dair; Güneşin sadece bedenlerimizi ısıtmasının gafletine kapılarak.

Kurumuş ve sararmış yapraklar kulağıma fısıldadı usulca “Eylül Eylül Eylül” diye…

Kalemi kırdım, kağıdı yırttım!

Çünkü; Eylül, en kâdim şiiridir hüznün!

06-09-2022