Muhsin Yazıcıoğlu-Erol Yıldız-Serkan Tüzün
✍️
Bir çoklarına göre bu vefatlara kaza, cinayet, cinnet densede de, benim zaviyemden hepsi alçak birer süikast!
Öncelikle karakterleri tanıyalım.
Muhsin başkanı tanımayanız yoktur ve nasıl alçak bir kumpasla şehit edildiğini bilmeyen yoktur herhalde…
Erol Yıldız, Muhsin başkanın yakın koruması. Serkan Tüzün, dönemin Alperen ocakları genel başkanı…
Şimdi isterseniz olaylar sinsilesinin en başına, yani Muhsin başkanın vefatından kısa bir süre önce Şarkışla mitinginde sarf ettiği sözlere bir kulak kabartalım.
Muhsin başkan, şöyle diyordu:
“Ne Avrupa Birliği, ne büyük ortadoğu projesi, ne boş, gelin Hazar ortak pazarını kuralım, adına da HOP diyelim. Nedir bu Türklerin ortak pazarı. Bir gün başka bir hayalimi göreceğim İnşallah, Balkanlardan cin seddine kadar, belki sibiryadan kızıldenize kadar bu ecdadın dolaştığı bu coğrafyada Türkçe konuşulacak, Türkçe anlaşılacak bu coğrafyanın tüm imkanları önce Türklük için, sonra insanlığın hayrı için kulanılacak”
Sonra şöyle devam etti:
“Ben, kendi kendime bir söz verdim. Arkasını önünü görmediğim, bilmediğim hiç bir güce yaslanmayacam. O eperlasist güçlerin hiç bir zaman uşağı olmıycam. Onlar beni yönetmiycekler, onlar beni yönlendirmeyecekler.”
Ve en can alıcı kısmı konuşmasın şöyle devam etti:
“1995 te yayınlanan bir rapor var, Amarikalıların bir araştırma raporu. O raporda diyor ki, benim için diyor; o uyuyan bir aslan bir gün uyanırsa kalkarsa ayağa bir daha durduramayız.
Ee ne olacak? Engelleyin diyorlar engelleyin! Belçika büyük elçisi, Bosna konsolosu ve Amarika İstanbul konsolosu bir yemekte konuşurken Bosna konsolosu bir hanımefendi Bosna savaşında tanışmıştık o bana aktardı. Dediki “Seninle olan tanışıklığımızı bilmedikleri için elçi dediki öbürüne “Bu Muhsin Yazıcıoğlu’na çok dikkat etmek lazım, bu bir kere gelirse indirmek çok zor. En sıkıntılı yönü ilkelerinde çok katı bir siyasetçi, yönlenmez, yönlendirilmez”
Bu konuşma 2007 seçimlerinden hemen sonra, yani alacak süikastten 1.5- 2 yıl önce..
Evet, konuşmanın bir kısmını gücüm yeriğince yazıya dökmeye çalıştım, merak edenler Yotubeden Muhsin Yazıcıoğlu Şarkışla mitingi diye yazıp izleyebilirler.
Konuşmadan da anlaşılacağı üzere Muhsin başkanın kalemi kırılmış çoktan…
Muhsin başkanının şahdetinden sonra tuhaf tuhaf ölümler gercekleşmeye başladı…
Önce yakın koruması Erol Yıldız, Muhsin başkanın mahkemesinde ifade vermesine on gün kala oto parkta tuhaf bir şekilde aracının altında ölü bulundu. Her ne kadar kaza densede ben bunun suikast olduğuna inancım tam. Çünkü yeterince bir artırma yapılmayıp kaza denip geçildi… Hiç bir yetkilinin dikkatini çekmeyen konu ise 10 yıl sonra Muhsin başkanın mahkemesinde tanık olarak dinlenecek olması….
Neyse kaza değil de hadi ona kaza diyelim hadi…
Gelelim Eski Alperen ocakları genel başkanlığı yapmış, hukukçu olduğu için hakim ve savcılık sınavlarına girerek hakim olan Serkan Tüzün’e…
Serkan Tüzün, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda Daire başkanı olarak çalışıyordu..
Merhum eşi hanımefendi de kendisi gibi hakimdi… İddialara göre Muhsin başkanın dosyasıyla yakından ilgileniyordu…
Tarihler 4 Ekim 2022’yi gösteriyordu. Serkan Tüzün, tabancayla üç çocuğununda olduğu hakim lojmanlarında önce eşinin, sonra da kendi canına kıydı…
Ve bu olayda bir cinnet vakası olarak kayıtlara geçti…
Buradan hareketle; Muhsin başkanın vefatından kısa bir süre önce bahsetmiş olduğu Amarikanın yayınlamış olduğu rapor… Ve raporda can alıcı cümle “Engelleyin diyorlar engelleyin”
Evet, buraya kadar çok derinine inmesekte yüzeysel bir dokunuş yaptık olaylar sinsilesine…
Bundan bir ay önce okuyup bitirdiğim bir kitaptan bu suikastler zincirinin tesadüf olmadığınının belgesi gibi…
Kitabın ismi “ZİHİN KONTROLÜ” ismine bakınca biraz masum görünse de muhtevası dehşet verici…
Şimdi isterseniz kitapta CİA’nın, FBI’anın, kısmen de MOSSAT ve ĶGB’nin eperyal emelleri uğruna insanlık üzerinde akla izana aykırı ölümcül planları ve yaptıkları uluslar arası insan hakları örgütlerinin raporlarıyla mevcut..
Gelin şimdi bazı örneklerle yazdıklarımızı teyit edecek bazı satır başlarına göz atalım..
Deliren köy
“Fransa’nın güneyinde yer alan Pont-Saint- Esprit adlı köyde yaşayanlar 60 yıl önce başlarına gelen tuhaf olayların sebebini sonunda anladı. Köylüler, yıllar önce bir gün aniden halusinasyonlar görmeye başlamış, bazılarının sonu akıl hastanesinde bitmiş, bazıları ise yaşamını yitirmişti. Olayın arkasındansa ABD istihbarat örgütü CIA çıktı.
Amerikalı bir gazeteci tarafından yapılan bir araştırma sonucunda 60 yıl önce Fransa’da meydana gelen ilginç olayın ardında CIA’in bir deneyi olduğu ortaya çıktı.
Araştırmaya göre, CIA, köylülerin ekmeğine halusinasyon ve histeriye yol açan LSD katmış. 16 Ağustos 1951’de yaşanan ve ‘lanetli ekmek’ (Le Pain Maudit) olarak tarihe ge- çen olayda beş kişi ölmüş ve yüzlerce kişi korkunç halüsinasyonlar görerek çıldırmıştı. Gazeteci H.P. Albarelli, yaptığı araştırma sonucunda elde ettiği belgelere dayanarak, CIA’in LSD’nin etkilerini test için bu olaya yol açtığını söylüyor. Gazeteciye göre CIA’in suiistimallerine dair 1975 tarihli bir Beyaz Saray raporunda bu olaya atıfta bulunuluyor.”
Ve başka bir gerçek:
HAARP İLE ZİHİN KONTROLÜ VE KİŞİ ODAKLI SALDIRILAR
“ELF ile ilgili bazı idaalar da elektronik manyatik radyasyonun insan ve hayvan biyoloji üzerine etkileri konusunda bilinen bilgilerden çıkarılmıştır.
Örneğin insan zihinsel aktivitelerini bozul- ması konusu; 1960’ların başlarında Dr. Andrija Pu- harich tarafından ELF’in çeşitli zihinsel etkileri keşfedilmiştir. Özel olarak 7,83 Hz ( dünyanın temel titreşim frekansı) insanın kendisinin iyi hissetme- sini sağlar, 10,80 Hz uçarı davranışlara neden olur ve 6,6 Hz depresyona neden olur.
HAARP için zihinsel aktivitelerin bozulması olasılığı en rahatsız edici konudur. Dr. Cletus Kanavy ELF’nin etkilerini vurgulamak maksadıyla “elektromanyetik radyasyonla insan etkileşimi, tüm nüfusu etkileyen geniş çaplı bir sağlık sorunu oluşturur” şeklinde açıklama yapmış, kronik ve sı- caklıkla ilgisi olmayan etkiler için, hayvan deneyleri ve insan muayenelerinden elde ettiği çok miktardaki veriden bahsetmiştir.
Bu etkiler davranış bozuklukları, sinir sistemi problemlerini, doğuştan kaynaklanan bozukluklar, bağışıklık ve salgı sistemlerindeki metabolik değişiklikleri 85 içermektedir. Ayrıca ELF’e maruz bırakılan kurbağalarda ani ve açıklanamamış değişiklikler görülmüştür. 10 Aralık 1976 tarihinde Birleşmiş Milletlerin 96. Genel Kurul Toplantısı’nda aldığı bir kararlardan biri 31/72 numarasıyla “Askeri veya herhangi bir çevresel değişim tekniklerinin düşmana yönelik kullanımı yasaklanmıştır” şeklindedir.”
Kitapta dikkatimi çeken bu alıntılar devede kuyruk mukabilinden…
Buradan hareketle; özelikle yargıda önemli bir görevde olan ve Muhsin başkana yakınlığıyla bilinen Serkan Tüzün’ün cinnet geçirip eşinin ve kendi canına kıymasının elalelade bir vaka olduğunu düşünemiyorum…
Bu olayın arkasında kuvvetle muhtemeldir ki emperyaller ve onların yerli işbirlikçilerinin elinin olduğu şefksiz şüphesiz bir gerçektir.
Anlaşılıyor ki bu coğrafyada hiç bir şey anlık gelişmiyor. Üzerinde düşünülmüş, kurgulanmış uzun soluklu projelerin tezahürü…
Ve yazıma, yurt dışında misyon korumada görev yapan bir emniyet müdürü abimizin şu duyumuyla son veriyorum..
Eperyaller derki:
“BİR GÜN TÜRKİYE’de TÜRKLERİN İKTİDAR OLMASINDAN ÇOK TEDİRGİNİZ”
Selam ve hürmetle….