EŞKİYA

2025’in kavurucu yaz sıcağı, bir cenaze merasiminin soğuk sessizliğiyle birleşmişti. Orada, kalabalığın arasında Murat Algül’ü (Eşkıya) gördüm. Üzerinde, yaşanmışlıkların o ağır ve vakur gölgesi vardı. Hal hatır sorup, neden bu kadar sessizliğe büründüğünü sual ettiğimde; sözleri bir hançer gibi indi boşluğa: ‘Başkan, insanlar iki yüzlü, insanlar vefasız… Benim kuşlarım var, köpeğim var; ben onlarla nefes alıyorum.’

​Bu sözler, sıradan bir sitem değil, bir ‘serdengeçtinin’ son sığınağıydı. Medrese-i Yusufiye’nin çetin rahlesinden geçmiş, inandığı değerler uğruna ömrünü harman etmiş bir adamın, insanlıktan umudunu kesip sessizliğe iltica etmesiydi bu. Bizler, kâğıt üzerinde toplumu tahlil ettiğimizi sanırken; o, hayatın en çıplak, en acımasız yüzüyle çarpışa çarpışa tanımıştı insanı. Sahi, biz mi daha iyi okuyoruz bu toplumu, yoksa o mu tek bir bakışla bizim binlerce sayfamızı özetliyor? Belki de kuşların sadakatine sığınmak, bu dünyayı en iyi okumuş adamın vereceği en bilgece karardır.
Rabb’im, ömrüne bereket versin…