Bazen de, takılır uykun çengelli bir keşkeye; kirpiklerin en acımasız şekilde hırçın dalgalar gibi döver göz altlarını..
Göz kapakların kürek çeker çok eskilere. Keşkelerinle yüzleşirsin yüz kere… Öyle kahpelikler çıkar ki karşına, bir kahvelik hatrı bile kalmamıştır, kalmanın; kalıp bir tek yudum almanın.
En bedbaht pişmanlılıklarla dönersin kayıkları kırık dökük, fenerlerinin boyası solmuş, ahalisi kaybolmuş o karanlık limana…
Uykunun, umutlarının takıldığı çengelle demir atarsın çaresizce…
En trajik çümleleri kurar sana gecenin sesizliği. “Keşke keşke keşke” diye…
Sonra kendini iyi hissettirecek hayalllere dalarsın: Dağ başında çoban ateşi, üzerinde isli demlik, biraz yağmur ciseler rüzgar eşliğinde… Yüzüne vurur vurur geçmiş hatalarını…
Dalar gidersin umutların yeniden yeşerdiği sabaha…
Ve, bir ayet unutturur tüm hayal kırıklıklarını:
De ki: “Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım,”
29 Ocak 2023 H&K