Sen gidince buralardan bon boş kalıyor şehir ve insan..
Tıpkıı Kıbrıstaki ölü şehir Maraş gibi…
Dağ başında terk edilmiş müstakbel sahiplerinden onarılmayı bekleyen viran olmuş bir köy gibi…
Örümcek ağıyla örülü kapılar gibi…
perdesiz pencereler gibi…
Dumansız bacalar….gibi..
sokaklarında oyun oynayan çocukların olmadığı mahlleller gibi….
Sadece sensizliğin korkunç sesini bastırmya çalışan neredesin? neredesin? Diye haykıran bir insan ve lisan,
Sen hiç gitme buralardan vallahi virane oluyor şehir ve insan…
Sen gidince güneşte hükmünü yitiriyor,sarı kızıla, kırmızı beyaza dönüyor gibi,
Üşüyor donuyor ve viraneye dönüyor şehir ve insan…
Ne bileyim yada bana öyle geliyor belkide…Belkide doludur anlamsızlıklarla..
Anlam yüklenmemiş kavgalarla sevdalarla…
Karga sesini bülbül sanalarla…
Ağlanması gereken güldüğümüz fıkralarla
Kirli camlardan bakıp kirli görenlerle…
Belki de yokluğunu hisettirmiyorsun kimseye,
Yada hisetmiyor benim gibi hiç kimse..
Sokaklar sesiz ve sensiz diye hiç kimse şiir yazamıyor sana…
Sendeki güzel hasletleri göremeyen körler diyarıdır belkide…
Ben yine burada seni bekliyorum gelişinle şenlensin viran diyar,
Sen gelince buraya bir ben ve bir de bon boş kalmış şehir olur bahtiyar…
Ama sen bir daha gitme vallahi bon boş kalıyor şehir ve insan…