KARA GÜN

25 Mart 2009 saat 15:30 gibi gelen bir telefon ruhumuzda ki sükûneti bir anda inanılmaz bir endişe ve hüzne sevk etmişti.Duyduklarımıza inanamamıştık.Telefonda ki ses liderimizin de  içerisinde bulunduğu helikopterin düştüğünü söylüyordu.Olmazdı olamazdı dakikalar ilerledikçe bu büyük depremin artçı sarsıntıları yerini gerçek bir depreme bırakacaktı.bizim kıyametimizdi bu doğruydu,liderimizin helikopteri düşmüştü.Endişeli bekleyişin başlangıcıydı bu biz yiğit adamın çıkıp geleceğini düşünüyorduk hep.Çünkü; O Muhsin başkandı.Ozan Arif in söylediği gibi” O KIRK ÇATAL YÜREKLİ MUHSİN BAŞKANDI”.O’nun bizzat bana söylemiş olduğu bir şey vardı:”ülkücü en olumsuz şartları kendi lehine çevirendir…”Bu cümle bir müzik sisteminde ki eko gibi kulaklarımda çınlamaktaydı.O gelecekti…O olumsuz şartları lehine çevirecekti…Yine saygıyla elini öpecektik,yine O gelecek diye günlerce uyku uyumayıp O’nu en güzel şekilde ağırlamak adına heyecandan kıpır kıpır olan yüreğimiz O’nu görünce yine yerinden fırlayacaktı.Bütün olumsuzluklara rağmen biz hiç ümidimizi kesmedik.Uykusuz geçen uzun üç gün sonrasında duyduklarımız bizi iki cihan serveri Hz. Peygamber Efendimizin vefatında ki Hz. Ömer’in psikolojisine sevk etmişti.Muhsin başkan öldü diyenlerin kanını içsem doymayacak bir haleti ruhiye içerisine girmiştim.   Ve o günlerin acı hatırasını dilediren yürek terenümüm.

Yirbeş mart kara gün karanında karası,

Bir katil dağ adı keş yükledi bize yası,

Yetim kaldı sahipsiz Türk ve İslam dünyası,

Sen dağ olsaydın zalim sen keş olmazdın,

Liderimi yutan kalleş olmazdın.

Kürşad’ın narasından farksızdı o haykırış,

O fatihti yavuzdu yok ki sende anlayış,

Vermedin koca üç gün bahanende kara kış,

Sen dağ olsydın zalim sen dağ olmazdın,

Liderim yutan kalleş olazdın.

Alperenlere karşı yaptın bütün fendini,

Adın gibi alçaksın ispat ettin kendini,

Toplanan milyonlar bildirdiler hadini,

Sen dağ olsaydın zalım sen dağ olmazdın,

Liderimi yutan kalleş olazdın.

Sen bizden çokmu sevdin vermedin bize üçgün,

Tanrı katında bayram melekler etti düğün,

Bu giden Türk hakanı ağladı üçüzelli milyon,

Sen dağ olsaydın zalim sen keşolazdın,

Liderim yutan kalleş olzadın.

Yetim bıraktın bizi ansızın bir kış günü,

Aldın sen neşemizi yükledin bize hüznü,

Rabbimde alsın senin baharını yazını,

Sen dağ olsaydın zalim sen keşolmzadın,

Liderimi yutan kalleş olmazdın.

Biliyorum canın yok ama yine kahpesin,

Liderimi almakmış senin niyetin kesin,

Bunca yıldır hiçbir gün duyulmadı ki sesin,

Sen dağ olsaydın zalim sen keşolazdın,

Liderim yutan kalleş olazdın.

Bekledik koca üçgün merhamete gelmedin,

Cattın hep kaşlarını bir saniye gülmedin,

Her gelene yol verdin bize geçit vermedin,

Sen dağ olasaydın zalim sen keş olmazdın,

Liderimi yutan kalleş olmazdın.

Gözlerin olsa senin gözlerini oyardım,

Gücüm yetseydi sana cehennme koyardım,

Canın olsaydı senin seni düşmamsayrdım,

Sen dağ olsaydın zalim sen keş olmazdın,

Liderimi yutan kalleş olmazdın.

Palandökene kar saçlarıma ak düşürdün Erzurum,

Yüreğime gam gözlerime yaş düşürdün Erzurum,

Zalime zevküsefa,yiğide yas düşürdün Erzurum,

Bakıra ondört ayar altına pas düşürdün Erzurum.

12 EYLÜL

Ve tarih yapılan hiç bir kahramalığı unutmadığı unutmayıp ödüllendirdiği gibi,yapılan hiç kahpeliğide unutmayıp derin hafızasında muhavaza edip günü zamanı gelince yaşıyorsa faillerinden,yaşamıyorsa sülbünden,sülalesinden gerekli hesabı soracaktır.!

12 Eylül 1980 Türk demokrasi tarihinin en utanç verici günüdür.!
12 Eylül 1980 Yaşanmış Eylüllerin en karanlığı ve en betbahıdır.!
12 Eylül 1980 Türk milletini içerisinde bulunduğu bu buhranlı günlerin tohumlarının serpildiği kahpelerin piç doğurmasının beklendiği gündür.!
12 Eylül 1980 zalimler için bahar,bizim için hazan mevsimidir.!
12 Eylül 1980 Vatanını sevenlerin Vatanıyla imtihan edildiği gündür.!
12 Eylül 1980 öyle bir işkenceye maruz kalıp Atatürk’üde ben öldürdüm dedirten gündür.!
12 Eylül 1980 Ülkücü hareketin mensuplarının Annesiyle,Babasıyla,Eşiyle,Dostuyla,Namusuyla,Şerefiyle imtihan edildiği gündür.!
12 Eylül 1980 Ruhunda,bedeninde bu ağır tranvaları yaşayan Ülküdaşlarımızın bu kara günleri ve mimarlarını unutmamak için kız çocuklarına “EYLÜL” ismini verdiği gündür.!
12 Eylül 1980 beşbine yakın Ülkü gülünün Selasının okunduğu gündür.!
Rabbim bir daha bizlere o kara Eylülleri yaşarmasın Rahmeti Rahmana kavuşmuş Şaadetle Şerereflenmiş tüm şehitlerimizi Rahmet,minnet ve şükranla anarken şu an hayatta olan tüm dava büyüklerimi vermiş oldukları mücadelenin büyüklüğünde saygı ve hürmetle selamlıyorum.!
Ne sizleri Unutacağız,nede Kahpe Eylülleri…!

BENİM DOĞRULARIM…

Doğrularımı yaşar,doğrularımı yazarım dostlar.!

Çünkü; Benim doğrularım Allah’ın rızasının dışına çıkmaz.! Hakkı gözetir,hakkı savunur,hakkın ve haklının yanında yer alır.!
Bu güne kadar güçün ve güçlünün yanında hiç bir zaman yer almamış; Maznum,mahsun ayakları çarıklı,pantolonu yamalıklı,elleri nasır tutmuş mukadesatcı kalbiyle beyni aynı eksende hareket eden,şeytani değil,her şeyi Rahmani tasavur eden kardeşlerimle kol,kola yürümeyi şeref adleden doğrularım vardır benim.!

Benim doğrularım; İki Cihan serveri Efendimiz Aleyüselatüvesalamın ahlaki değerleriyle ahlaklanmaktır.!

Benim doğrularım; Dostluktan yana söz olunca Hz.Abübekir Radiyallahu anh’yı Rahmetlle,minnetle ve şükranla anmaktır.!

Benim doğrularım; Adeletten söz olunca Hz.Öme’rin Radiyallahu anh’nın haleti-ruhüyesine bürünmektir.!

Benim doğrularım; Yiğitlikten söz olunca kim var dendiğinde sağına soluna bakmadan ben varım diye bilen Hz.Ali “Kerremallahü veche” bin kez daha imrenmek ve ahret komşuluğu dilemektir.!

Benim doğrularım; Şeytani vesveselerin ve heveslerin hükümran olduğu günümüzde;Edebinden ötürü,heyasından ötür bu dünyada iken Cennetle müjdelenen Edep incisi Hz.Osman Radiyallahu anh’ı Rahmetle anıp bu dünyada Rabbim nasip etmedi abedi alamde onunla olmayı yeğlemektir.!

Benim doğrularım; Altıyüz yıl dünyayı adeletle hükmeden ecdadımın ilkeleriyle hareket etmektir.!

Benim doğrularım; Abd ve Ab nin karşısında diz çökmek değil yönümü Türk ve İslam alemine dönmektir.!

Benim doğrularım; Doğu Türkistan’da Musul’da Kerkük’te Karabağ’da Cecenistan’da zülüm altındaki kardeşlerimize göstermiş olduğumuz hasasiyeti Filistin’de Suriye’de,Mianmar’da Arakan’da zülüm altındaki Ümmedi Muhamede reva görülen zulmü hiç bir ayrım gözetmeden yüreğimde aynı hasasiyetle hissetmektir.!

Benim doğrularım; Kardeşlik türküleri söyleyip,kalleşlik seneryoları çizenlere Yavuz Sultan Selim gibi baş kaldırmaktır.!

Benim Doğrularım; Bin yıldır bu toprakları Vatan bu Milleti kardeş diye bildiklerimizin arkadan hancerlemelerine Milli bir reflekstir.!

Benim doğrularım; Türk Cihan hakimiyeti İlay-ı Kelimetullah Nizamı Alem gibi bir ulvi davayı son nefes son damla kana kadar savunup arkasında durmaktır.!

Benim doğrularım; “Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol”
(Hud: 112) Ayeti kerimesine paralel bir yaşam tarzıdır.!

Benim doğrularım; ”Hubbu’l-vatan min el-iman” hadis-i şerif’ine mazhar
olmaktır.!

Benim doğrularım; Ruhumu ve nefsimi İnanmış olduğum Allah(cc) davasına rağm etmektir.!

Benim doğrularım; İnandığın değerler uğruna Kerbela’da Şehit olmayı göze alamıyorsan Erzurum’da Hüseyin olmanın hiç bir manası yoktur.! Diyip Hüseyn-i bir Tavır takınmaktır.!